Meclis-i Şûra

İslâm fıkhı, vaki olan herhangi bir yeni hâdiseyi hali ve fasl etmeye kifayet
eder. Fıkıhta muamelâta ait umumi ve külli kaide ve prensipler vardır
ki, onların sayesinde hiçbir hâdise İslâm dininin şümulünden hariç olmaz.
Binaenaleyh, getirmiş olduğu hükümler, düsturlar, çareler nihayetsizdir,
yani kıyamete kadar gelecek bütün hadisat ve meseleleri şamildir. Çünkü
İslâmiyet son din olduğu için, mükemmel olmayı iktiza eder.
Müşavere, danışıp işaret almak, yani rey demektir. Toplanıp meşveret
eden cemaate de “şûra denilir. 135
Şûra evvel emirde bir fikr-i ilmî ile taharri-i hak ve irade-i İlâhiyye tecelliyatına
ittiba’ etmek” 136 ile mükelleftir.
Asrının manevî sultanı olan Bediüzzaman Hazretleri, sadrazamın diğer
nazırlarla müşavere etmesi gibi şeyhül İslâm’ın da tek başına hareket etmek
yerine bir meşveret hey’eti kurması gerektiğini savunur ve bu hususu
şöyle dile getirir:
“Bu mevki öyle bir vaziyete getirilmelidir ki, âlem-i İslâm
ona itimat edebilsin. Hem menba’, hem ma’kes vaziyetini alsın. Âlem-i İslâm’a karşı vazife-i diniyesini hakkıyla îfa
edebilsin.” 137
Bediüzzaman bu şûranın lüzum ve ehemmiyetini meşrutiyetin başında
dile getirmiş, böyle bir şûranın kurulmasını asrın ulemâ ve mütefekkirlerine
teklif etmiş ve bu düşüncesini gerçekleştirmek için çalışmıştır. Kendileri
şuranın lüzumunu şöyle ifade etmektedir:
“Asya Kıtasının ve istikbalinin keşşafı ve miftahi şûradır. Yani nasıl
fertler birbirleriyle meşveret eder; taifeler, kıtalar dahi o şûrayı yapmaları
lazımdır.” 138
Meşveret rahmet ve bereketin anahtarıdır. Ona uyan herzaman hedefine
vasıl olur.
Bu dünya bir dershane-i hikmet ve irfandır. Bir ticaretgâhdır ki, bunun
sermayesi ilim ve irfandır. İşte ilim ve irfan yolunda geçirilen zaman, hayatın
saadet ve selametini, değer ve kıymetini tekmile vesiledir. Evet zamanın
her saati ise hazinelerden daha kıymettardır. Çünkü bir çok hizmetlere
vesile olur. İşte asrımızdan evvel şu dünya misafirhanesine kafile kafile
birçok alimler, mütefekkirler, mürşidler gelmiş, hayatlarını İslâmiyetin bitmez
tükenmez feyz ve marifetlerine hasretmişlerdir. Müslümanların iman,
ubudiyet ve muamelatına ait ihtiyaçlarını temin etmişlerdir. Bu hususta son
derece say ve gayret, sebat ve metanet göstermişlerdir. Nihayet bu vazifelerini
bu asrın âlimlerine emanet ederek bu dünya misafirhanesinden göçüp
gitmişlerdir.
Onlar, din-i İslâm’ın bir ittifak, uhuvvet ve muhabbet dini olduğunu
gösterdikleri gibi, meşveretin de bu dinin temel bir rüknü olduğunu beyan
etmişlerdir.

Yazar: Mehmed Kırkıncı
Eklenme Tarihi: 10/7/2010
Okunma Sayısı : 3779

« Önceki Yazı Sonraki Yazı »

Yorum Ekle

Yazı hakkında yorumlarınızı, katkılarınızı ve önerilerini bize bu alandan gönderebilirsiniz.

İsminiz
E-Posta
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
alti yedi dokuz uc dort sekiz

seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | seks shop | vibratör | vibratör | vibratör | vibratör | vibratör | vibratör | erotik shop | istanbul escort